Beni bende demen bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Saklıbahçe'de İftar

Çarşamba günü saat 17:00 sularında evde miskin miskin otururken aynı zamanda da iftara ne pişirsem diye kararsız kararsız düşünürken eşimden gelen bir telefonla dünyalar benim oldu:) "Saat 6ya kadar hazırlan. İftara Saklıbahçe'ye gidiyoruz İsmaillerle":) Sizce o anda hangi habere bu kadar çok sevinebilirdim:) O ana kadar tembel tembel oturan ben bi anda enerji içeceği içmişçesine ayaklandım ve önce ortalığı topladım. Huyumdur bir yere gideceksem illa evin her tarafı derli toplu olacak. Bu da annemden edindiğim bir huy. Zaman zaman strese soksada beni, çoğu zaman işe yarıyor. Gezmelerden yorgun argın gelip de birde evle uğraşmak işkence gibi geliyor.

Neyse...Hızlı hızlı 1 saat içinde ortalığı topladım. Selenle kendimi hazırlayıp eşimin "ben geldim hadi inin" telefonuyla aşağı indim. Yerimizi rezerve ettirmişler ancak fiks menü olmadığı için gideceğimiz yerden 40 dk önce gelip siparişlerimizi vermemiz söylenmiş. Yaklaşık bir 50 km yolumuz olunca saat 18:15 gibi yola çıktık. Yolda sıkılınca, bir de güzel manzaralarla karşılaşınca içimdeki fotoğraf aşkı depreşti ve başladım fotoğraf çekmeye:)


Bayılıyorum yolculuk yaparken yol manzaralarını izlemeye.. İlk fotoğraf Adıyaman-Kahta güzergahından bir kare.. 2. fotoğrafta görünen su birikintileri ise Atatürk Barajı'nın uzantıları...




Henüz Nemrut'a gidip güneşin doğuşunu veya batışını izlemek nasip olmadı ama bence Adıyaman'ın her yerinden bu doğa olayı çok güzel bir şekilde gözlemlenebiliyor. Selen de manzaranın büyüsüne kapılmış olacak ki, o da dikkatli dikkatli izledi her yeri:)






Aşağıdaki ilk fotoğraf tütün tarlalarına ait. Türkiye'nin en kaliteli tütünleri Adıyaman'da yetişiyormuş diye duymuştum şayet doğruysa...


Yol git git bitmedi. Hele de ilk defa gittiğimiz bir yer olunca epey meraklandık. Önden İsmailler arkadan da biz gidiyorduk.Eşim sen yol takibi konusunda iyisindir dikkat et de tabelaları kaçırmayalım dedi. Ben pürdikkat yolu takip ederken sonunda tabelayı gördüm sağa dönmemiz gerekiyordu ama İsmailler fark etmemiş olacaklar ki düz devam ettiler. Sonra telefon bağlantısıyla onlara geri dönmelerini söyledik ve sağdan dönüp yolumuza devam ettik. Demek ki yol takibi konusunda gerçekten iyiymişim:)


O yol bizi bir köye çıkarınca bir an şüphelendim acaba yanlış tabelayı mı takip ettik diye...Köyde birkaç kişiye sorunca doğru yolda olduğumuzu anladık. Köyden çıkınca tamamen mucurlarla dolu takır tukur bir yola girdik.  İçimizdeki şüphe büyüyerek devam etti. Öyle ki tarlaların içinden gitmeye başladık:)  Bir ara gerçekten oraya varamayacağımızı düşündüm yaklaşık bir 10 dakika o yolda devam ettikten sonra adına yakışır şekilde Saklıbahçe karşımıza çıktı:) Gerçekten çok iyi saklanmış, bir an bulamayacağız sandık:)


Bunlar Saklıbahçe'yi saklandığı yerde bulabilmek için içinden geçtiğimiz yerler:)





Ve sonunda Saklıbahçe:)




Süper bir yer ve manzara bizi bekliyordu. O kadar yolu gittiğimize kesinlikle değdi. Bir an Adıyaman sınırları içinde olduğumuzu unuttuk. Sanki bir tatil köyü havası vardı. Resmen deniz kenarında hissettik kendimizi. Hepimiz sırıtık sırıtık etrafa bakıyorduk:) Hemen sahil(!) kenarına indik ve başladık deli gibi fotoğraf çekilmeye:) Selenle Ceren de tadını çıkardılar. Taş atma yarışı yaptılar.








Kociş ve ben...



İşte benim çekirdek ailem...MaşAllah...




Tabii biz siparişleri filan unuttuk o ara. Garson da baktı heralde bunların geleceği yok, ben gideyim bari dedi ve taa yanımıza geldi yazık sipariş almaya. Ben hemen klasik adana söyledim. Eşimde o kadar yolu adana yemeye mi geldin aşkım, pirzola yesene dedi. Daha önce hiç yememiştim ama hadi seni mi kırcam dedim ve pirzola söyledim. Ayşegül, eşim ve ben pirzola, İsmail de adana söyledi. Eşim İsmail'i caydıramadı fikrinden:) Selenle Ceren hanımlara da acısız dürüm istedik.

Soframızda iftariyelikler ve salatalar bizi bekliyordu. Biz masaya geçince çorba servisi yapıldı. menüde mercimek çorbası vardı. Biz boğaz derdine düşmüşken Ayşegül de o anları ölümsüzleştirdi iyi de etti:)




Canım Ayşegül'üm...






İftariyeliklerimiz ve pirzola tabağımız. iftariyelikler de çok lezizdi, özellikle salam ve peynire bayıldık.

Pirzolaya gelince, ben nasıl olmuş da böyle bi lezzeti kaçırmışım dedirtti bana. Eşim de bunun hayatında yediği en lezzetli pirzola olduğunu söyledi. Eğer olur da yolunuz düşerse, mutlaka pirzola yiyin derim...






İftardan sonra çimlerin üzerindeki armut (İsmail'in deyimiyle muz:)) koltuklara geçtik. Ben çay içmediğim için kuru kuru oturdum ama yıldızları dalga sesleri eşliğinde izlemek süperdi:) Tabii arada Selen ve Cerenin mızırtıları olmasa daha iyi olacaktı. Sıkıldık eve gidelim deyip durdular. Hatta Ceren oradan sonra zıpzıpa gitmeyi teklif etti tabii kabulu için yeterli oyu alamadı. E çocuklu adamın gezmesi öyle olur dimi:)





Öyle bir yayıldık, öyle bir yayıldık ki armutların üzerinde; garsonlar hiç gitmeyeceğimizi düşünmüş olabilirler:)





Ceren'in objektifinden biz:)




Selen cadısının halleri:)




Hep oturmak olmaz dimi biraz da ayaklanmak lazım..





Armutlarda bayaa bi keyif yaptıktan sonra, sahilde(!) şöyle bir yürüyüş yapalım dedik ve kendimizi suyun içinde bulduk. O kadar sıcaktı ki su, tamamen girmemek için kendimizi zor tuttuk. Selenle Ceren kaçınılmaz olarak üstlerini ıslattılar tabii:) Bir annenin çantasında her zaman yedek kıyafet bulunmalı değil mi bayanlar:)







Sahil keyfinden sonra birazda kamelyalarda oturduk ve yolumuzun uzunluğunu düşününce saat 11 gibi zorla ayrıldık Saklıbahçe'den. Fiyatlara gelince 6 kişi için 108 tl hesap ödedik. Yorumu size bırakıyorum. Ama bizim aramızda baya bi geyiği döndü hesabın ve esprilere hedef oldu kendisi :)


Ramazan sonrası brunch da düzenleniyormuş hafta sonu saat 09:00- 14:00 arası. İlla restaurantında yemek yemek zorunda değilmişiz. Kamelyaları hafta içi 15, hafta sonu 20 tl ye kiralayıp dilediğimizce vakit geçirebilirmişiz. Tabii suya da girilebiliyor. Resmen plaj yani. Bizim çok hoşumuza gitti. O kadar yolu çektiğimize kesinlikle değer dedik ve Ramazandan sonra en kısa zamanda tekrar gelelim diye karar aldık. Şimdi o günü sabırsızlıkla bekliyorum.


Haa bu arada sahilden bir sürü taş topladım ve eve gelince hemen değerlendirdim. En kısa zamanda onu da paylaşacağım sizlerle. Takipte kalın:)


Kombinime gelirsek;

Şal: İstanbul Kapalıçarşı, Pashmina. Eşimden hediye, fiyat sormadım:)

Ceket: Rus Pazarı (Diyorum onsuz olmaz diye:)) Storm marka. 10 tl.

Elbise: Rus Pazarı. 5 tl.

Pantalon: LCW. 15 tl.

Ayakkabı: Rus Pazarı. 15 tl.

Çanta: Çakma Lv. 25 tl.

Bilezik: Rus pazarı. 3 tl.

Yüzük: Adıyaman bi milyoncu:)  3 tl.

Kolye: Gülün Takı Evi bloğundan hediye:)

Saat: Pera Accessories. 28tl. 



Şimdilik bu kadar...En kısa zamanda yine geleceğimdir. Sevgiler...


Not: Bugün dip köşe, dolap çekmece temizlik yapmaktan canım çıktı. Ellerim borçözden baya yıprandı. Ama değdi mi bakayım tabii ki değdi:) Derz aralarım bembeyazzz, dolaplarım düzenli, evim mis mis. İftardan sonra kahveye beklerim. Kakuleli, damla sakızlı, çikolatalı, hindistan cevizli, klasik...Türk kahvenizi nasıl alırsınız:)

10 yorum:

güzel şeyler dükkanı dedi ki...

gene cok ucuza maletmişsin maşallah sana :) iktisatlı kadın.hoş bi kombin olmuş.mekana da bayıldım.hakikaten değmiş.afiyet olsun.selenin o kıvır kıvır saçlarına bayılıyorum.maşallah..

otuzundansonra dedi ki...

Herşey mükemmel gözüküyor,sefanız olsun .maşşallah.

birbenvarbendeniceri dedi ki...

güzel şeyler dükkanı, evet tatlım seviyorum ucuza mal etmeyi...pazarlarda da şansıma buluyorum böyle güzel cicileri...kız kardeşim abla ben yalnız gidince bulamıyorum sen nası buluyorsun yaa diye hayret ediyor:) bu da bir yetenek herhalde heheh:)mekanı sorma hala aklım orada..o yola rağmen yine olsa yine giderim...sağol canım iyi niyetlerin için, seleni öptüm ablası senin yerine kıvırcık saçlarından...

birbenvarbendeniceri dedi ki...

otuzundan sonra, çok teşekkür ederim canım güzel yorumun için..hep beraber sefamız olsun inşAllah...

BIRAKTIĞIM İZLER dedi ki...

Valla hakkaten saklı bahçeymiş. saklamışlar bayağı. Ama değmiş. Kombinin de çok şık olmuş. Güle güle giy.

Benim kahvem sade klasik türk kahvesi mümkünmü acaba.

birbenvarbendeniceri dedi ki...

bıraktığım izler, baya saklanmış ama biz yine de bulduk onu:) teşekkür ederim tatlım daha güzelleri senin olsun inşAllah..tabii ki mümkün olmaz mı ayıp ettin, yanında da çifte kavrulmuş antep fıstıklı lokum..mmm...

duygusworld dedi ki...

harika bir gün gecirdiginiz ortada masallah diyelimki mutlulugunuz her daim böyle sürsün :)

yüzügünede bayildim ve elbisenede birde baktim yine rus pazarindan alinmis :D artik bu rus pazarina gitmek bana farz oldu hehehe

moonlıght dedi ki...

Adıyamanda gitmiştim ama böyle yerlerin varlığından bi haberdim bi daha gidersem mutlaka uğramayı düşünüyorum.
Not:Seni yeni keşfettim ne iyi etmişim :)Rus pazarı nerde?

birbenvarbendeniceri dedi ki...

duygusworld, evet çok güzel bir gündü tatlım, inşAllah daha güzel günler senin olsun..iyi dileklerin için teşekkür ederim..e o kadar reklamını yaptım rus pazarının, gitmesen ayıp olur artık:)

birbenvarbendeniceri dedi ki...

moonlight, tatlım hoşgeldin bloğuma, her zaman beklerim seni..saklıbahçe'ye gelince; sanırım burası yeni açılmış, çünkü çoğu kimsenin haberi yok...bir daha gelirsen mutlaka haberim olsun beraber gezeriz..sevgiler..